Erol Anar Sözleri

Sayfa İçeriği: Erol Anar Sözleri Kısa, Erol Anar Aforizma Sözleri, Erol Anar Sözleri Facebook, Erol Anar Sözleri Aşk, Erol Anar Sözleri Anlamlı, Erol Anar Sözleri 2016

Bu aforizmalar Erol Anar’ın “Sonra Aşk Bitti” (Hera Yayınevi, Ankara), “Aşklar Ve Yalnızlıklar” (Öteki Yayınevi, Ankara), “Yaralı Bir Yüreğin Güncesi” (Aral Yayınları, Ankara)” adlı kitapları ile bazı yazılarından derlenmiştir. Her güzel sözler sitesinde bulamayacağınız bu özel sözleri sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Erol Anar Sözleri

EROL ANAR AFORİZMA SÖZLERİ

Hiç, var olanın içindedir.

Var olduğunda yok, yok olduğunda var olan şey aşktır.

Aşk, cennetin kapısında cehennemi dilenmektir.

Her şey ile hiçbir şeyin ortasında aşılmaz bir uçurum vardır.

Aşk bazen inkâr edilir, ama aşk inkârın inkârıdır.

Kâğıt kayıklarda tükettiğimiz kâğıttan hayatlara benziyor ömürlerimiz.

Beklemeye değer tek şey ölümdür.

Her şey içimizdeki devleti ve iktidar tutkusunu yenmekle başlıyor.

Gölgenin hükmü, gölgede geçmez.

Cennetteki bir insanın dileği, bir an evvel bu cehennemden kurtulmaktır.

Kapitalizm, paranın sevgi üzerindeki iktidarıdır.

Hemen şimdi ve burada olmayan özgürlük, gelecekte de olmayacaktır.

Herkesin denizi kendisine okyanustur.

Kendi ölümüne doğru hareket etmeyen tek şey zamanın kendisidir.

İnsanın taşıyabileceği en ağır yük, kendi yüküdür.

Dünyanın en sıkıcı duygusu istediği bir şeyin insanın peşinden koşmasıdır.

Küçüldükçe büyüten ve büyüdükçe küçülten şey kibirdir.

Dünyanın en sıcak şeyi insan sıcağıdır; dünyanın en soğuk şeyi insan soğuğudur.

Ölüme teslim olacağım, ama hayata asla.

Cennetteki bir insanın en büyük dileği, bir an önce bu cehennemden kurtulmaktır.

Doğru, yanlış kişinin ağzında bile doğruluğundan bir şey yitirmez.

Eğer bir ülkede hapishane varsa, yönetimi ne  olursa olsun o ülke özgür değildir.

Sanal gerçeğe dönüşünce, sanal olmuyor artık; gerçek sanal oluyor.

Dünya tarihsel olarak, her gün yeniden inançlarla kurulup, inançlarla yıkılıyor.

Bulma çabasından arınmış bir arama, kişiyi kendisine yaklaştırır.

Her zaman doğru olmayan yine de doğrudur. Paradoks ise doğrunun en açık görünüşüdür.

Kazanacağına inanmayan birisinin kazandığı zafer, buruktur.

 Ne olduğunu değil, ne olmadığını, ne olacağını değil, ne olmayacağını bilen insan doğru yoldadır.

Hayat farkına varmadığın sürece bir rüyadan başka bir şey değildir.

Ölümün, yaşamın  ve zamanın üzerinde olan tek bir şey varsa, o da henüz doğmamış olandır.

Her şey ile hiçbir şey arasındaki kapıyı aralayan gerçeğe giden yolu görür.

Özgürlük de mutluluk gibi avuca alındığında sessizce ölür sadece özgürlük düşüncesinin peşinden koşmak bile insanı özgürleştirir.

Yürekte ve beyinde yankısını bulabilen ve hayata anlam yükleyen her şey güzeldir.

Kafesteki bir kuş bile özgür olduğuna inandırabilir bu bir yanılsamadır ancak yanılsama, bazen gerçeğin yerine geçer.

İnsanları kolayca harcayanlar, harcadıkları kişinin aslında kendileri olduklarının farkında değillerdir.

Anlam arayışı, yüreğe yapılan bir yolculuktur yaşam nedir? Bu soruyu sorduğun anda anlam arayışı serüvenin de başlamış demektir.

Yanına yaklaşıldıkça büyüyen birisi değil, yanından uzaklaşıldıkça büyüyen bir insan olmalısın.

Henüz var olmayan hiç var olmayacak anlamına gelmez öyleyse yok olan vardır var olan ise yok olmaya mahkûmsa, var olan yoktur.

Kendisini göremeyen ve kendi gerçeğini başkalarından işiten kişi ne kadar da zavallı ve acınasıdır.

Başkalarıyla kendi gerçeğini paylaşan insanın duymak istediği tek şey, kendisine itiraf edemediği gerçekleri başkasının ağzından duyma istediğidir.

Aşkın en iyi tarifi binbir gece masalları’nda yapılmıştır ve aşk daha çok ‘doğulu’ bir kavramdır.

Gerçeğe ulaştığını sanan, gerçeğe ulaşmış değildir gerçeğe ulaştığını sanan, yalnızca gerçekten uzaklaşmıştır.

Bu dünyada hiçbir şey yoktur ki, biz denemeden çok önce birileri tarafından denenmemiş olsun.

Ne kadar yükseğe çıkarsan, diğer insanlar senin görüş alanında o kadar küçülürler fakat sen de diğer insanların görüş alanında o derece küçülürsün.

Her şey insanların kim tarafından olursa olsun yönetilmeyi reddettikleri ve inisiyatif aldığı zaman farklı olacak.

Cennet, kendi cehennemini de içinde taşır cennetteki cehennem, gerçek cehennemden gerçek cehennemden çok daha kötü ve tercih edilmezdir.

Çoğu zaman başkalarının senin bilgilerine ihtiyacı yoktur unutma bilgiye ihtiyacı olan sensin, yalnızca sen.

Aynı anda var olan ve aynı anda yok olan bir şey varsa o da zamandır zaman, hem var hem yoktur; yokluğu anlamsızlaştırandır.

Bir kentin ölümü, bir insanın ölümünden çok daha trajiktir ve kentler öldüğünde geride yaşayan bir şey kalmaz.

Zaman kavramı kadar insanları şaşırtan ve onlara sonsuzluktaki kahredici çaresizliklerini derinden duyumsatan bir başka kavram daha yoktur.

Aynanın sırları döküldüğünde, o artık cam olmuştur insanın tüm sırları döküldüğünde, kalmadığında ise, o artık kişisel özelliğini ve değerini kaybetmiştir.

Yabancılaşma, çağdaş insanın en büyük acısıdır asıl trajik olan ise insanların yalnızca birbirlerinden ayrıyken değil, birlikte iken bile birbirlerine yabancılaşmalarıdır.

Özgürlüğü elde edemezsiniz özgürlük olabilirsiniz ancak özgürlük olmak demek, özgürlüğe olan inanca sahip olmak demektir.

Özgürlük bence, bu sonsuz yolculukta bir sonuç değil, bir başlangıç noktasıdır: daha mutlu ve daha yaratıcı olmanın olanaklarını çoğaltan bir başlangıç.

Yalnızlık nevrotiktir nevrotik olmak yaratıcı olmayı tetikleyebilir yaratıcı olmak ölümü kısıtlamaktır, onu kendi topraklarına çekilmeye zorlama girişimidir.

Özgürlük, yarının değil, bugünün şimdiki an’ın sorunudur dönüşüm ve değişim de şimdiden, burada başlamalıdır bu da iktidarı ele geçirerek ve başka bir baskı mekanizması kurarak değil, hiyerarşiden mümkün olduğunca arınarak, kendi içinde bir gerçek dönüşümden, doğrudan demokrasiden geçer.

Özgürlük ile mutluluk arasında bir bağ vardır fakat kendisini mutlu hisseden insan, her zaman özgür hissetmeyebilir ya da kendisini özgür hisseden insan, her zaman mutlu hissetmeyebilir

Kapitalizm insanın tüm zamanını çalmakta ve böylece onu köleleştirmektedir insanların artık daha fazla para kazanmaktan başka bir amacı yoktur, bu daha fazla para daha az entelektüel faaliyet, daha az insani yaşamdır.

İçinde yaşadığımız çağ, her ne kadar ‘bilgi ve enformasyon çağı’ olarak nitelense de özünde anti-entelektüel bir çağdır bu ilk bakışta bir paradoks olarak görünse de, yadsınamaz bir gerçektir.

Evrensel insan olmak demek, kendi öz kimlik ve değerlerini yadsımak değil, tam tersine bu değerlerden yola çıkarak bütünsel evrensel bir boyuta ulaşmak anlamına gelir evrensel insan, çok yönlü insandır; psikolojiden felsefeye, sanata edebiyata, birçok alanda öğrenir kafası açıktır, dogmatik değildir ve araştırmacıdır o öğrendikçe bildiğini değil, daha çok bilmediğini düşünür ve bilginin sınırsız olduğunun farkındadır.

İnsan sık sık arkasını kontrol etmeli; gölgesi ardından geliyor mu diye yoksa yaşama henüz bir gölge bile düşüremiyor mu? Bazı insanların gölgesi yoktur bazılarının ise kendisi gölge, gölgesi ise kendisidir.

Herkes kendisini akıllı sanır kendisinin diğerlerinden  daha akıllı olmadığını düşünmeye başlayan birisi akıllanmaya da başlamış demektir ancak kendisinin diğerlerinden daha akıllı olmadığını fark ettiği için akıllı olduğunu iddia eden birisi tam anlamıyla bir budaladır.

İnsan bazı durumlarda hani ellerini nereye koyacağını bilemez ya, duyguların taşıyıcısı yürek de böyledir zaman zaman insan bazen duygu yoğunluğu yaşar ve böylesi durumlarda yüreğini nereye koyacağını bilemez.

İktidar, hükmetme duygusu ölümcül derecede yabancılaştırıcıdır iktidar hırsı, görüldüğü yerde yok edilmesi gerekecek kadar tehlikelidir iktidar duygusu ve hırsını yenebilen bir kişiye artık hiç kimse hükmedemez ve artık bu kişi başkalarının değil, kendi  üzerinde gerçek iktidara sahiptir; o hükmetmek ve hükmedilmek duygularından arınmıştır.

Çoğu insan özgürlüğünü karnını doyurmak için satar oysa özgürlük, bazı insanlar için ekmekten daha değerlidir örneğin Brezilya’da sokakta yaşayan insanların uyuyabilecekleri ve ücretsiz karınlarını doyurabilecekleri enstitüler vardır ama sokakta yaşayanların çoğu zorunlu olmadıkça oraya gitmekten kaçınır çünkü sokaklarda özgürdürler ve özgürlüklerini ekmekle değiştirmek istemezler özgürlük, onu bilmeyenler için çoğu zaman bir şey ifade etmez, ama özgürlüğü bir kez tadanlar ondan asla vazgeçmek istemezler.

Kendi ayağına takılan pranganın zincirlerinin kısaltılmasına, özgürlüklerinin kısıtlanmasına sevinen, bunu kutlayan bir toplumun ruhu köleleştirilmiştir öyle bir topluma özgürlüğünü verseniz de, o gönüllü köle kalmayı tercih eder, çünkü köleliğini içselleştirmiş, ayaklarında zincirler olmadan, birileri kendisini çekip götürmeden yürümeyi bilmemektedir gönüllü köle, iki kere köledir en kötüsü ayağındaki, beynindeki ve boynundaki hegemonik zincirlerinin şakırtısından mutlu olup, üstelik bununla gurur duyanların çoğunlukta olduğu bir dünyada yaşamaktır.

İktidar kavramını iyi anlayabilmek, çözümleyebilmek ve yakın geleceğe ilişkin öngörüde bulunabilmek için yapılması gereken ilk şey, tekrar ve tekrar tarih okumaktır tarih yalnızca dünün değil, bugünün ve yarının öyküsünü de içinde barındırır görebilene bundan sonra neler olacağını kişilere değil, tarihe sorunuz, bütün yanıtlar orada zamanın tozlarının altında gizlidir.

Çoğu zaman insanları gözümüzde olduklarından daha fazla büyütür ve onlara dürbünün büyük gösteren tarafından bakarız sonra ise şu ya da bu nedenle, aynı insanlara, dürbünün ters, yani uzak gösteren tarafından bakarız sonuçta o insanlara ya onları gözümüzde büyüterek ya da küçülterek bakmış oluruz bu da bizim ikili ilişkilerimizdeki,  yanılsama ve paradoksumuzdur.

Bu dünyada herkes varlığıyla bir boşluk doldurur, ancak yokluğuyla bir boşluk yaratacak hiç kimse yoktur ve olmamıştır da belki bazı kişiler için boşluk oluştursa da, hayatın kendisinde bir boşluk yaratmaz.

Platon, ‘felsefenin kaynağı şaşırmadır’ der günümüzde içinde yaşadığımız ‘postmodern çağ’da, artık hiçbir söz, davranış ve herhangi başka bir şey insanları şaşırtmıyor şaşırma duygusunu yitiren insan, kolay kolay tepki de vermez öyleyse dünya insanlığı, şaşırma duygusu ile birlikte felsefesini yitirmiş demektir felsefesini yitirmiş bir toplum, yolunu ve hayatın anlamını da yitirmiş anlamına gelir.

Karanlık ve derin bir mahzende yüzyıllardır bekleyen kaliteli ve değerli bir şarap sanıyoruz kendimizi ama ne yazık ki, şişenin içinde bir damla bile şarap yok ama biz hâlâ çok değerli bir şarap olduğumuzu düşünüyoruz oysa yalnızca boş bir şişeden ibaretiz dışarıdan bakınca dolu görünen, ambalajı güzel, ama boş bir şişe bir gün şişe açıldığında ise, ne yazık ki yaşam serüvenimiz de sona ermiş oluyor.

Birçok eski inanışa göre insanın bu dünyada sahip olduğu tek şey kendi bedenidir ama çağımız insanına bakıldığında, bugün insanların sahip olamadığı tek şeyin kendi bedenleri olduğu görülür kendi bedenleri dışındaki her şeye sahip olsalar da bu insanlar, hiçbir zaman kendi gerçeklerini göremeyeceklerdir.

İnsanların çoğu usta birer boş yergi avcısıdır insanların birisini yermek için en küçük fırsatı, nasıl olağanüstü bir çabayla yakaladıklarını görmek şaşırtıcıdır çoğu insan, kendi değerini başkalarını yermekle yükselttiğini düşünür oysa başkasını boş yere yerdiğinde bir şeyler kazandığını düşünen insan, kendi değerini düşürmekten başka bir şey yapmadığını anladığında, o insan için artık çok geç olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir