Albert Camus Sözleri

Albert Camus Sözleri

Sayfa İçeriği: Albert Camus Sözleri Kısa, Albert Camus Aşk Sözleri, Albert Camus Anlamlı Sözleri, Albert Camus Etkileyici Sözleri, Albert Camus Duygusal Sözleri, Albert Camus Özlü Sözleri, Albert Camus Sözleri Facebook

En ünlü sözleri de sizler için bu sitede topladık. Bu sayfada sizler için en güzel Albert Camus sözlerini hazırladık. Bu anlamlı Albert Camus sözlerini sosyal medyada paylaşın ya da kısa mesajla sevdiğinize yollayın.

EN GÜZEL ALBERT CAMUS SÖZLERİ

Manşet: Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.


Geceler sonsuz değildir.

Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.

Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.

Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.

Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.

Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.

İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.

Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.

İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.

Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.

Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.

Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.

Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.

Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alın terinden geçer.

Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.

Oldum olası içimde biri, tüm gücüyle hiçbir şey olmamaya çalışıyor.

İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.

İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.

Çekip gidene her şey mizah, kalıp bekleyene her şey şiirdir.

Doktor sana bütün bunları kim öğretti? Yanıt anında geldi acı çekmek.

Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.

Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.

Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.

Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.

Bir ülkeyi tanımanın bir yolu o ülkede yaşayanların nasıl öldüğüne bakmaktır.

Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.

Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.

Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.

Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.

Eğer bir ağa köleleri olmadan yapamıyorsa, ikisinden hangisi özgür bir insandır.

Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.

Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.

Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.

Geleceğe yönelik gerçek cömertlik, şu an mevcut olan her şeyden vazgeçmeyi içerir.

Her özgürlüğün ucunda bir yargı vardır; işte bu yüzden özgürlüğün yükü çekilmez, çok ağırdır.

Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.

Bir adam karısına arabasının kapısını açıyorsa emin olabilirsiniz ya arabası yenidir, ya da karısı.

Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.

Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu andadır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.

İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.

Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.

Bilirsiniz ki; en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.

Derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylendiklerinde daha fazla anlam taşır her zaman.

Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.

Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.

Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.

Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.

Dünyanın insandan başka anlamı yoktur. Hayat anlayışımızı kurtarmak istiyorsak, insanı kurtarmamız gerekir.

İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.

İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.

İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına, ancak; siz öldüğünüzde inanırlar.

Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.

Huzur, suskunluk içinde sevmek olabilirdi. Ama bilinç ve insan var; konuşmak gerekiyor. Sevmek cehenneme dönüşüyor.

Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o her gün kopmaktadır.

Arkamdan yürüme; önderlik etmeyebilirim, önümde yürüme; takip etmeyebilirim. Sadece yanımda yürü ve arkadaşım ol.

Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.

Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbir şey gerçek değildir.

Önümden gitme seni izleyemeyebilirim arkamdan da gelme yol gösteremeyebilirim; yanımda yürü ve yalnızca dostum kal.

Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.

Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.

İnsanların bütün mutsuzluğu, kendilerini kalenin sessizliğinden koparan, kurtuluş bekleyişi içinde surlara atan umuttan gelmektedir.

Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.

Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler ben de saçma oldum kaldım.

İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.

Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.

Önemli olan insan olmak, yalın olmaktır diyebilirim ve birazdan diyeceğim. Hayır, önemli olan doğru olmaktır ve bunun için de hepsi vardır. İnsanlık da yalınlık da.

Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.

İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.

İnsanlar ileri sürdüğünüz nedenlere içtenliğinize çektiğiniz acıların ağırlığına ancak siz öldükten sonra inanırlar. Yaşadığınız sürece durumunuz şüphelidir çok çok sizden şüphe ederler bu kadarına hak kazanabilirsiniz.

Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.

Kimi durumlarda neler düşündüğü konusunda bir soruya kişinin ‘hiç’ yanıtını vermesi bir yapmacık olabilir. Sevilen yaratıklar bunu iyi bilirler. İnsan düşüncesinin bir anlam taşıyabilecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapılacak şey birbirini kovalayan pişmanlıklarının ve güçsüzlüklerinin tarihini yazmak olurdu. Yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda pekguzelsozler.com çok güzel bir ölme nedenidir de.

Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik günü gününe köpekler gibi ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum sözcükler içinde hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar tam sevilmemiş o dostlar tam gezilmemiş o kentler tam sarılmamış o kadınlar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir