John Verdon Sözleri

John Verdon Sözleri

Sayfa İçeriği: John Verdon Sözleri, John Verdon Kitap Alıntıları, Kısa John Verdon Sözleri, John Verdon Sözleri Facebook, John Verdon Sözleri Twitter,  John Verdon Kitap Alıntıları

Bu sayfada sizler için John Verdon sözleri hazırladık. Bu güzel ve anlamlı sözleri kısa mesajla yolla ya da sosyal medyada paylaş. Tercih senin ne yapmak istersen onu yap beğendiğin başka sözler varsa bize yolla yayınlayalım.

JOHN VERDON SÖZLERİ


Gösterişin pahalı, yaşamın da ucuz olduğu bir dünyadayız.


Gerçek senin dostundur.

Güzel şeyler güzel duyguları tetikler.

Dikkat her zaman yararlıdır.

Eylemler kelimelerden daha güçlüdür.

Sırlar her zaman talep görür.

Ego tatmini için verilmiş egosuzluk izlenimi.

Hayat sana limon veriyorsa limonata yap.

Bir adamın gücü aynı zamanda onun zayıflığıdır.

Yalnız bir hayat, boşa geçen bir hayattır.

Sen olumlu düşünürsen çözüm yolu önünde belirir.

Eğer geri çekilemiyorsan, tam gaz ileri git.

Kötülük görme, kötülük duyma ve kötülük konuşma.

Korkunç şeyler korkunç cezaları gerektirir.

Şikayet etmek zaman kaybından başka bir şey değil.

Bütün kurbanların masum olması gerekmez.

Eskiden zaman benimdi, benimken zaman, ne güzeldi.

İyilik yapmak için hiçbir zaman geç değildir.

Çoğu seri katilin zekâ seviyesi ortalamanın üzerindedir.

Unutmak unutmaktır. İsteyerek yapılır mı hiç?

Tuhaf tesadüflerin genelde çok basit açıklamaları vardır.

Yanlış sorular sorarsan, yanlış cevaplar alırsın.

Övülmek her zaman iyi değildir. Her şey kaynağa bağlıdır.

İnsanları öldüren silahlar değil, yine insanlardır.

Gösterişin pahalı, yaşamın da ucuz olduğu bir dünyadayız.

Bir şey çok mantıklı, ama tamamen yanlış olabiliyor.

Tazı sen tasmasını çözmediğin müddetçe tavşanı yakalayamaz.

Kötülük usturasının sapı, ağzından daha derin keser.

Hayat kısa. Hepsi bu. Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir şey.

Endişenin en iyi ilacı aksiyon, belirsizliğin çaresi de bilgi.

Çıkmaz sokaktan çıkmanın tek bir yolu vardır; aksi yöne gitmektir.

Sanki öldürme içgüdüsüyle üreme içgüdüsü iç içe geçmişti.

Hayatın amacı diğer insanlara elimizden geldiği kadar yaklaşmaktır.

Zihnimin de bir kapasitesi var, bazı şeyleri unutabiliyorum.

Bir bedende yaşayan iki insanın verdiğinden daha büyük acı olamaz.

Yavrusunu korumaya niyetli bir annenin sınırları var mıdır?

Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan daha fazlaydı.

Hayatta, ölüm ve şüpheden başka kesin olan bir şey yoktur.

Bize anlatılanlardan çok kendi bulduklarımızın doğru olduğuna inanırız.

Karşısında ne kadar güçlü durursan, çöküşü o derece hızlanır.

Bazen acının derinliği bize kaybımızın ne kadar büyük olduğunu gösterir.

Eğer bir şeyin yapılmasını istiyorsan onu meşgul birinden iste.

Hayatlarımızdaki en büyük acı, kabul etmediğimiz hatalarımızdan gelendir.

İnsan iyiyi, güzeli amaç edinirse, onu kötülükten bile sağlayabilir.

Muhteşem insanların hep daha iyisini yapmaya çalıştığını fark ettiniz mi hiç?

İhmal edilen hayat yolculuğu her zaman sefaletle, acıyla sona erer.

Gördüğümüz örnekler, inanmak istediğimiz hikayeler tarafından oluşturulurdu.

Çoğu kez içimizdeki çalılıklara takıldığımızdan ilerleyemez hale geliriz.

İmkânsız olanı elerseniz, elimizde kalan ne kadar mümkün görünmese de doğrudur.

Her şeyin hikayesi uzundur. Ama her uzun hikayenin bir kısa versiyonu vardır.

Bir tahmine dayalı hareket etmek risklidir, üç tanesine hareket etmek ise çılgınlıktır.

Bizim asıl yapmamız gereken hayatı yaşanabilir kılan olgulara yoğunlaşmaktır.

Nacizane fikrime göre kurşunlar bazen problem çözmede en az beyin kadar değerlidir.

Oysa tek gerçek şu; yeterince uzun yaşarsanız her şeyi, herkesi kaybedersiniz.

Hiçbir kemik kırığı haddinden fazla kendine güvenme yanılgısının neden kadar acı veremez.

Dünya üzerinde hiçbir şey kusursuz değildi. Her zaman artılar ve eksiler vardı.

Korkularımızın en büyüğü; karanlıkta, gölgeler arasında sinerek beklediğini hayal ettiklerimizdir.

Hiç kimsenin kendi akıl sağlığı ile ilgili güvenilir bir yorum yapma şansı yoktur.

Çünkü modern dünyadaki çoğu insan gerçekte kim olduğuna ilişkin en ufak bir fikre sahip değildi.

Birbirleriyle çeliştiklerinde gerçeklerin inançlarla mücadele etmesi imkansızdır.

Bir erkeğin bir kadına yapma çiçek alması, çiçekli bir duvar kağıdı rulosu hediye etmesiyle aynı şey.

İnsanlar kendi kusurlarından ziyade başkalarının hatalarını bulmaktan zevk alır.

Şans sevdiği bir kavram değildi. Şans, onun nazarında, aptalların kabiliyet yerine koydukları bir şeydi.

Eğer gerçekler birbiriyle çelişiyorsa, bu bazılarının gerçek olmadığını gösterir.

Bazen kendimizi daha büyük tehlikelerden korumak için korktuğumuz şeyleri yapmak zorunda kalırız.

Zihindeki bir yılan çalıların arasındaki iki gerçek yılandan daha korkutucu olabilir.

Kimse gerçekleri savunmak için canını ortaya koymaz. Ama inançlarını savunmak için seve seve ölürler.

Bazıları sadece bağnazlıklarından nefretlerini yönlendirecekleri birilerini arıyorlar.

Zihnimiz bizden saklanmaya çalışılan bir bilginin mutlaka doğru olması gerektiği yanılgısına sık sık düşer.

İnsanlar, siyah ve beyazı sever. Gri başlarını ağrıtır. Detaylar midelerini bulandırır.

Bu gökyüzüne yazı yazmaya benziyor. Hava açıkken, yazı okunaklı… Biraz rüzgar çıkınca, anlaşılması imkansız.

Hayatta mutlu olmak için, parasız yapabileceğin kadar sevebileceğin bir işin olmalı.

Eğer ne için orada durduğunu anlamayı başara madıysan yolunda duran kayayı asla yerinden kaldırma.

Sizinle aynı tarafta olan birinden bilgi almak gibisi yoktur. Hoş bir incelik, değil mi?

Bazen geri kalan her şey çökünce günahkarlar bile tek çıkış yolu olan dürüstlüğe sığınmak zorunda kalırlar.

Bizi en çok üzen kişisel felaketler, içimizden atamayacak kadar güçsüz olduklarımızdır.

Bir hortumun merkezindeki girdaba benzer bu boşluğu daha önce de hissetmişti içine her şeyi çeken bir boşluk.

Hayatta sevgiden daha değerli hiçbir şey yoktur. Önemli olan sadece ve sadece sevgidir.

Gerçekte yaşamadığımız, bize başkalarının anlattığı şeyler bir süre sonra kendi yaşadığımız anılar haline gelir.

Genç kuşakların büyük kısmı sanki umursamazlık, tembellik ve basitlik içinde yüzüyordu.

Karşımızda avaz avaz bağıran değil ama sakin bir sesle öfkesini aktaran adam bizim kanımızı dondurur.

İnsan ne kadar görmezden gelirse gelsin, ölüm kendini fark ettirmenin bir yolunu buluyor.

Bir hedefe ulaşmak için dış engellerden ziyade iç engelleri, gereksiz düşünceleri, duygusal itirazları aşmak gerekir.

Bu kadar korkunç bir şey nasıl yapılır? Yani bir insanın yapabileceği pisliklerin hiç sınırı yok mu?

Belki de değişimler çok yavaş gerçekleştiğinde, ciddi bir boyuta gelene kadar beyin tarafından algılanmıyorlardı.

İyi adamlara kötü adamlar iyi adamlara bilmek istediklerini anlatsınlar diye yalan söylemeyi öğretiyorum.

Hiçbir şey insanı geçmişiyle başa çıkabileceği düşüncesinin yanılgı olduğunu anlaması kadar savunmasız hale getirmiyor.

Bazen korkmak iyidir. Doğru şeylerden korkmak bizim geçmişte yapılan yanlışlara olan korkumuzu yenmemizi sağlar.

Hedefinizi, sizin hakkınızda bir şeyler keşfettiğine dair inandırın. Ancak o zaman sizi gerçekten tanıdığına ikna olacaktır.

Her karışıklık gücü elinde tutan birilerinin işine yarar. Ve bu öyle bir karmaşadır ki, kimse bunu düşünmek istemez.

Masum çocukların ölümleri dokunaklı bir hadise olarak kabul edilebilir belki. Ama onların masum olduklarını kim söylüyor ki?

Herkes haklı olduğu düşünülsün ister ruhsal bozuklukları olanlar bile, belki de özellikle ruhsal bozukluğu olanlar.

Hikayelere çok düşkünüz. Onlara inanma ihtiyacı taşıyoruz. Ve ne oluyor biliyor musun? Bu inanma ihtiyacı seni bataklığa sürüklüyor.

Suç, uyum için acı veren bir açlıktır. İnsanın şiddet duygusunu karşılama, dengesini, tutarlılığını yerine getirme ihtiyacıdır.

Deneyimlerine göre bir insan, bir karar için iki sebepten bahsediyorsa, üçüncü bir sebep vardı, o da gerçek sebebin saklanıyor olması.

Korku karanlıkta büyür. Kapıyı biraz aralık bırak yeter. Bırak kapının ardında başka neler olabileceğini o düşünüp, endişelensin.

İnsan ne kadar görmezden gelirse gelsin, ölüm kendini fark ettirmenin bir yolunu buluyor. Hislerinin arasına, bodrum dairesine sızan su gibi sızıyor.

Kafamda o kadar çok şüphe var ki. Neredeyse her türlü konuda şüphe doluyum. Ama bu şüphe dolu olmakla birini suçlamak arasında çok fark vardır.

Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğuna inanmak sonradan yanlış çıksa bile bunu göz ardı edip sonradan bu bağlantının olduğunu keşfetmekten iyidir.

Ama her araştırmada tek bir hedef vardır. Ve sizin haşarınız da ulaştığınız her sonucu bu asıl, nihai hedefe ulaşmak için kullanmanızda yatar.

İnsanların kendileri hakkında anlattıkları öyküler baştan aşağı gerçek dışı olma ihtimali taşırlar. Oysa onlar hakkında kendi bulduğumuz şeyler bize gerçek gibi gelir.

Yaz artık pekguzelsozler.com yaşlanan bir aktör misali sahnelerden çekilmeye hazırlanırken sonbahar tıpkı bir ölü kaldırıcısı gibi, rüzgarların arasına sinmiş, bekliyordu.

Kendi keşfettiğine inandığı şeylere çok daha sıkı sarılır insan. Eğer hedefin senin bilmesini istemediğin şeyleri bildiğine inanırsa bunları zerre kadar kuşku duymadan benimseyecektir.

Suç, bir gerçek olarak yanlış bir şey yapmanın kişisel sorumluluğu olacaktır. Duygu olarak suçluluk, insanın yapmaması gereken bir şeyi yaptığı zaman hissettiği rahatsızlıktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir