Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Sayfa İçeriği: Nasrettin Hoca Fıkraları Kısa, Nasrettin Hoca Fıkraları Bilinmeyen, Nasrettin Hoca Fıkraları Komik, Nasrettin Hoca Fıkraları Kazan, Nasrettin Hoca Fıkraları Güldüren

Biz size bu sayfada en komik Nasrettin hoca fıkraları hazır ettik bu sayfada yer alan Nasrettin hoca fıkralarını sevdiklerinize kısa mesajla yollayıp onları güldürün ya da sosyal medyada paylaşın hiç bir şey yapmasanız da okuyup okuyup gülün diye bu güzel sayfayı hazırladık.

EN KOMİK NASRETTİN HOCA FIKRALARI

BEN SÖZÜMDEN DÖNMEM FIKRASI

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar. – Hoca’m, sen kaç yaşındasın? Hoca aksakallarını sıvazlar. – Kırk yaşındayım. Komşusu hemen itiraz eder. – Nasıl olur Hoca’m? On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz, deyince Hoca gülümser. – Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz. Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor. Göreceksin aynı cevabı vereceğim. Ben sözümden dönmem, der.

RÜYADA GÖZLÜK FIKRASI

Nasrettin Hoca bir gece aniden uyanır. – Hatun, çabuk kalk. Gözlüğüm nerede, bulamıyorum? Kadın, uykulu uykulu, – Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der. Hoca telaşlı telaşlı gözlüğünü takar. – Ne demek niçin? Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!

İPE UN SERMİŞLER FIKRASI

Komşusu Hoca’dan urganını ( yâni kalın ipini ) istemiş. Hoca içeriye girip çıkmış. – “İp boş değil” demiş, “kadınlar üstüne un sermişler.” Komşusu: – “Bu nasıl iş efendi?” demiş, “hiç ipe un serilir mi?” – Serilir demiş Hoca, vermeye gönlün olmayınca ipe un da serilir.

YILDIZLARIN SAYISI FIKRASI

Bir Gün Nasrettin Hoca vaaz verirken dinleyenlerden biri: – Hocam sen çok bilgilisin. Bize söyler misin gökyüzünde kaç tane yıldız vardır? Hoca gülümseyerek sakallarını sıvazlar. – Şu gördüğünüz sakallarımdaki beyazlar kadar, der. Soruyu soran şaşırır. – Hocam bu nasıl olur, şaka mı yapıyorsunuz, deyince Hoca kendisinden emin şöyle der: – İnanmazsan gel de say!

HENÜZ UYKUM YOK FIKRASI

Nasreddin Hoca bir köye konuk olmuş. Yatsı namazını kılmışlar. Biraz hoşbeşten sonra, yatma zamanının geldiğini hatırlatmak için: – “Hocam, insan neden esner?” demişler. Hoca: – “Ya açlıktan, ya da uykusuzluktan” demiş. Kendini zorlayıp esnedikten sonrada eklemiş! “Amma benim henüz uykum yok.”

DOKSAN DOKUZA DA RAZIYIM FIKRASI

Nasrettin Hoca bir gece garip bir rüya görür. Rüyasında avucuna doksan dokuz altın para koyarlar. Ama Hoca bununla yetinmeyip, – Olmaz, doksan dokuzu veren yüzü de verir. Yüz altın isterim, diye sayıklar. İşte tam bu sırada Hoca uyanır. Gördüklerinin rüya olduğunu anlayınca hemen gözlerini kapatır. Avucunu uzatarak, – Peki, doksan dokuza da razıyım, der.

AYNI YÖNE GİTTİĞİMİ GÖRMEMEK İÇİN FIKRASI

Hoca bir gün eşeğe ters binerek giderken, karşısına çıkanlar merakla sorarlar: – Hoca Efendi, niçin eşeğe ters biniyorsun? Hoca gülümseyerek cevap verir: – Eşekle aynı yöne gittiğimi görmemek için…

EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇAĞIRA ÇAĞIRA ARAR FIKRASI

Bir gün subaşının eşeği kaybolur. Hoca, birkaç komşusu ile birlikte eşeği aramaya çıkar. Hoca hem eşeği aramakta hem de türkü söylemektedir. Bu durumu yadırgayan komşularından biri Hoca’ya; – Hocam, bu nasıl iş, insan kaybolan eşeği böyle türkü söyleyerek mi arar? diye sorar. Hoca bu lafın altında kalır mı? – El elin eşeğini türkü çağıra çağıra arar, der.

BEN ZATEN İNECEKTİM FIKRASI

Küçük Nasrettin çok sevdiği eşeğine binerek gezmeye çıkar. Bu arada eşeğinin tökezlemesi yüzünden yere düşer. Mahallenin yaramaz çocukları gülmeye başlar. – Ha ha ha. Nasrettin’e bakın eşekten düştü. Ha ha ha. Nasrettin eşeğe binmesini bile bilmiyor! Küçük Nasrettin, hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkar. Cevabı yapıştırır. – Arkadaşlar, ne diyorsunuz? Düşmeseydim inecektim.

GÖNLÜM RAZI OLMADI FIKRASI

Nasreddin Hoca, kasabadan Kur’an-ı kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı sırtına almış, eşeğine binmiş köyüne doğru gidiyor. Yolda Hoca’yı görenler: – Bre Hoca, çuvalı niye kendi sırtına aldın? Diye sormuşlar. – Ne yaparsın” demiş Hoca, “zavallı hayvan zaten benim bütün kahrımı çekiyor. Kendi bindiğim yetmiyormuş gibi çuvalı da ona taşıtmaya gönlüm razı olmadı.

KAYBOLAN HEYBE FIKRASI

Nasrettin Hoca misafir olduğu bir köyde heybesini kaybeder. Sinirinden bağırıp çağırır. – Eğer heybemi bulamazsanız, ben ne yapacağımı bilirim! Köylüler hep birlikte Hoca’nın heybesini ararlar. Sonunda heybe bulunur. Koşarak Hoca’nın yanına giderler. – Hoca, çok merak ettik. Heyben bulunmasaydı ne yapacaktın, diye sorarlar . Nasrettin Hoca gülerek cevap verir. – Ne mi yapacaktım? Tabii ki yeni bir heybe alacaktım.

BORÇ PARA İSTEME FIKRASI

Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken arkadaşlarından biri yanına yaklaşır ve Hoca’ya; – Hocam, senden bir isteğim var… diye söze başlar. Hoca, arkadaşının niyetini hemen anlar; kendi kendine; Mutlaka yine para isteyecektir pekguzelsozler.com diye düşünür ve ona; – Benim de senden bir arzum var, gel ilk önce sen onu yerine getir, sonra ben seninkini dinleyeyim der. Arkadaşı; – Peki Hocam, nedir benden isteğin? deyince Hoca; – Ne olursun, benden borç para isteme de ne istersen iste deyiverir.

YA TUTARSA FIKRASI

Bir gün Nasrettin Hoca göl kenarında gider. Elinde de bir kase yoğurt vardır. Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar. Bu sırada onu gören biri şaşırarak, – Hoca ne yapıyorsun, diye sorar. Hoca gülerek, – Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der. Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür. – Vah, vah, vah! Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince Hoca gayet ciddi cevap verir. – Peki ama ya tutarsa!

YA KABAK KAFAMA DÜŞSEYDİ FIKRASI

Nasrettin Hoca, bir gün tarlasında çok çalışıp yorulur. Gidip bir ceviz ağacının dibine oturur. Sırtını ağaca yaslayarak düşünmeye başlar. – Allah’ım şu ceviz ağacında ne çok ceviz var. Keşke benim kabaklarım da ağaç ağaçta yetişseydi. O zaman bu kadar yorulmazdım. Hoca böyle düşünürken ağaçtan bir ceviz taakk diye Hoca’nın başına düşer. O anda Hoca’nın aklı başına gelir. – Tövbeler olsun Allah’ım! Sen her şeyi çok güzel yaratmışsın. Eğer kafama ceviz değil de kabak düşseydi ne olurdu halim!

İÇİNDE BEN DE VARDIM FIKRASI

Nasrettin Hoca, bir sabah evinden çıkarken komşusuna rastlar. Komşusu: Hoca’m dün akşam evinin önünde geçiyordum. Paldır küldür sesler geliyordu sizin evden. Ne o, yoksa bir şey mi oldu, diye sorar. Nasrettin Hoca: – Hiç bir şey olmadı canım. Sadece şu benim cübbem merdivenlerden düştü. Onun sesini duymuşsun herhalde der, Komşusu inanmaz. – Olur mu Hoca Efendi. Merdivenlerden yuvarlanan cübbe hiç öyle ses çıkarır mı? Bunun üzerine Nasrettin Hoca, – İyi ama komşucuğum, cübbenin içinde ben de vardım, diye karşılık verir.

İNSANLAR GİBİ DÜŞÜNÜR FIKRASI

Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş: – “Bu kuş neden bu kadar para ediyor ?” – “Bu papağandır” demişler, “konuşur.” Hoca doğru evine gitmiş. Hindisini koltuğunun altına alıp pazara getirmiş. – “Kaça hindi ?” diye sormuşlar. – “On beş altın” demiş Hoca. – “Bir hindi on beş altın eder mi ?” demişler. – “Görmüyor musunuz !” demiş Hoca; “yumruk kadar papağanı on iki altına satıyorlar.” – “Onun marifeti var, insan gibi konuşur. Ya seninki ne yapar ?” diye sormuşlar. – “O düşünmeden konuşur” demiş Hoca ; “Bu da insanlar gibi düşünür.”

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR FIKRASI

Nasrettin Hoca‘nın pazara gideceğini duyan çocuklar çevresine toplanırlar. – Hoca, bana düdük al! – Bana da, bana da! – Ben de düdük isterim! – Bir tane de bana! Ama çocuklardan sadece biri Nasrettin Hoca’ya düdük parası verir. Nasrettin Hoca Sözleri Akşama doğru Hoca pazardan döner. Çocuklar sevinçle düdüklerini isterler. Nasrettin Hoca cebinden bir düdük çıkarır. Parayı veren çocuğa düdüğü uzatır. Tabii diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar. – Hani bizim düdüğümüz? Nasrettin Hoca gülerek, – Eee, çocuklar! Parayı veren düdüğü çalar, der.

AL ELİMİ FIKRASI

Nasrettin Hoca göl kenarında dolaşmaya çıkar. Bu sırada bağırma sesleri duyarak sesin geldiği yere koşar. Meğerse göle düşen bir adamı çıkarmaya çalışıyorlarmış. Herkes suyun içine girip, – Ver elini, ver elini, diye bağırır. Ama adam bir türlü kimseye elini vermez. Nasrettin Hoca hemen suya girer. – Al elim, al elim, diye bağırınca adam elini Hoca’ya verir. Nasrettin Hoca’ya bu işi nasıl başardığını sorarlar. Hoca gülerek, – Siz bu adamı tanımazsınız. O çok cimridir. Bu yüzden Ver elini deyince size elini bile vermedi. Ben Al elimi dedim. O da her zamanki gibi aldı. Yaa işte böyle, der.

ÖTEKİ KAPIAN ÇIKMIŞTIR FIKRASI

Canı çok sıkılan Hoca, evine giderken komşularıyla karşılaşır. – Hoca’m, biz de seni ziyarete geliyorduk. Birer kahve içip biraz sohbet edelim diyorduk, deyince Hoca istemeyerek kabul eder. Birlikte Hoca’nın evinin önüne kadar gelirler. Hoca: – Siz burada biraz bekleyin, diyerek içeri girer. Karısına, – Hatun, sen şu adamlara bir şeyler söyle gitsinler. Bugün kimseyle konuşmak istemiyorum, der. Kadıncağız ne yapacağını şaşırıp kapıyı açar. – Şeyy, boşuna beklemeyin hoca evde yok, der. Adamlar: – Nasıl olur, daha şimdi biz beraberce eve geldik. Az önce içeri girdi, diyerek içeri girmek isterler. Bunun üzerine Hoca içeriden seslenir. – Yahu, siz ne tuhaf adamlarsınız! Belki evin iki kapısı vardır. Öteki kapıdan çıkmış olamaz mıyım, der.

KAZAN ÖLDÜ FIKRASI

Nasrettin Hoca, Bir gün komşusundan bir kazan ödünç alır. Ertesi gün kazanı geri götürür. – Sağ ol komşu. Senin kazan çok işime yaradı. Haa unutmadan şu küçük tencereyi de al. Şeyy senin kazan doğurdu da! Adamcağız, Hoca’nın söylediklerine şaşırır. Ama hiç yoktan bir tencere kazandığına çok sevinir. Memnuniyetle tencereyi alır. Birkaç gün sonra Nasrettin hoca, Komşusundan yine kazanı ister. Komşusu sevinçle kazanı ona verir. Aradan günler geçer. Ama Nasrettin Hoca bir türlü kazanı getirmez. Merak eden komşusu Hoca’nın evine gider. – Hoca’m, neredeyse bir ay oluyor, bizim kazanı getirmedin, deyince Hoca üzgün – Ah komşum. Sorma, başın sağ olsun. Senin kazan öldü, der. Bunu duyan komşusu, – Ne diyorsun Hoca. Hiç kazan ölür mü, deyince Nasrettin Hoca şöyle cevap verir: – Neden şaşırdın komşum. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

YAĞMURDAN KAÇIYORUM FIKRASI

Yağmurlu günde Hoca pencerenin kenarında otururken, yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür. Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım. İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir. Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar. Tepeden tırnağa kadar ıslanır. Başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar. Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir. – Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun? Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der: Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum. Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir