Yahya Kemal Beyatlı Sözleri

Yahya Kemal Beyatlı Sözleri

Sayfa İçeriği: Yahya Kemal Beyatlı Sözleri Kısa, Yahya Kemal Beyatlı Sözleri Tumblr, Yahya Kemal Beyatlı Aşk Sözleri, Yahya Kemal Beyatlı Şarkı Sözleri, Yahya Kemal Beyatlı Dini Sözleri, Yahya Kemal Beyatlı İstanbul Sözleri

Bu güzel sayfada sizler için en güzel Yahya Kemal Beyatlı sözlerini hazır ettik. Sayfadaki Yahya Kemal Beyatlı’nın anlamlı aşk sözlerini instagram ve whatsapp ile ya da kısa mesaj ile paylaşın.

EN GÜZEL YAYHA KEMAL BEYATLI SÖZLERİ


Kalbi olanların dili yok, dili olanların kalbi yok.


Bazı yerler vardır ki ruh eser.

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

Yer kalmadı beynimde hayale.

Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık.

Bir tel kopar ahenk ebediyyen kesilir.

Aheste çek kürekleri mehtâb uyanmasın!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Üstümüze zaman yağdı, hüznümüz ondan.

blank

Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.

Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Çünkü bir kıtada askerle değil, milletle durulur.

Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!

Gönüldendir şikâyet kimseden feryâdımız yoktur.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta.

Medeniyette bütün idrakler ihtirasla mümkündür.

Şiir, ilham perisi ile baş başa kalınınca yazılır.

Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüş yolunu sevdim.

Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin.

Toprakta tek bir medeniyet vardı: Türk medeniyeti.

Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan.

Bugün Türklük tahlil devrinde değil terkip devrindedir.

Kalbi olanların dili yok, dili olanların kalbi yok.

Fethin en müsbet ve en esaslı eseri vatanın yekpareliğidir.

Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.

Bir yoldu parıldayan, gümüşten, Gittik. Bahs açmadık dönüşten.

Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helal ve güzel olmalı.

Sanat şahsi oldukça şahısların renk renk bir kalabalık olduğu anlaşıldı.

Soğuk ay öptü beyaz ensesini, sardı her uzvunu bir ince sızı.

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Ey sevgi anladım bu uzaktan seda ile. Ömrüm yegane lezzetidir hatıran bile.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Şiirde lisan, zevk, fikir, mazmun, her şey eskir, yalnız aşk eskimez her dem tazedir.

Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden.

Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok dibi, mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Gürlemiş Topkapı’dan bir yeni şiddet daha şanlı namıyla, büyük top, denilen ejderha.

Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin/ Bir çare yok mudur buna ya Rabbe’l alemin.

Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar. İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Kalbimin takati yok, hem bu duyuş çok sürecek. Mavera başlamadan ben buradan ayrılayım.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Sahte bir şiir iyi okunamaz. Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur.

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç; bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

İspat ettik ki bir zaman aşiretten cihangirane bir devlet çıkaran bu millet o cihangirane devletten bugün bir Türk vatanı çıkaracak kudrettedir.

Kör bedbinlik bir milleti nasıl öldürürse sağır nikbinlik de bir zaaftır. Kavi olan, yenilmeyen yalnız azimdir.

Bütün Türkler gibi İstanbullular da biliyorlar ki, millî hareket bütün bir cidali Osman’ın sancağını, Fatih’in tahtını, Selim’in hatırasını nisyandan kurtarmak içindir.

Bütün bu amiller, gitgide, devleti Latinlikten uzaklaştırıyor, ekseriyeti şarklı, Hıristiyan ve Eski Yunancadan bozma bir dille konuşan halka mal ediyor.

Geçmişte sevdiğimiz, hayran olduğumuz ve bağlandığımız şeyler yalnız güzellikler, iyilikler, doğruluklardır; yoksa çirkinlikleri, kötülükleri ve haksızlıkları sevmiyoruz.

Medeniyette bütün idrâkler ihtirasla mümkündür. Bugünkü Garb medeniyetini, kendiliğimizden tiksindirecek kadar, ateşli bir ihtirasla sevmeseydik idrâk edemezdik.

Türk ülkesinde hayat hür, saf, nefis idi. pekguzelsozler.com Türkler hayattan birer şarkı gibi geçiyorlardı. Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kadınları gibi güzel, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı.

Bir nesil evvelkilere mevhum saltanat tatlı bir hayal, milliyetler esasları üzerinde bir Türk milliyeti acı bir hakikat görünüyor. Bugün biz o mevhumeye acı hayal, Türk devletine tatlı hakikat diyoruz.

Bir milletin dilini ifade edecek olan sanatkarın o milletin, bütün tarihinde dilinin geçirmiş olduğu Safhaları sadece bilmesi değil, benimsemesi lazımdır. Her millette olduğu gibi, bizde de kelimeleri şiir canlandırmış nesir sadece kullanılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir